Anadolu Gençlik Derneği (AGD), her yıl olduğu gibi bu yıl da Mekke’nin fethi için kutlama programı gerçekleştirdi. Muş düğün Salonunda yapılan kutlamaya katılım oldukça yüksekti. Yılbaşına denk gelen kutlama, saygı duruşunda bulunulması ve ardından okunan İstiklal Marşı ile başladı. Sonrasında Kur’an-ı Kerim ziyafeti çekildi.
BARIŞ VE HUZUR GÖTÜRDÜK
Programın açılış konuşmasını AGD Muş Şube Başkanı Başkanı Aydın Suna yaptı. Suna, şunları söyledi: “Birçok kesim tarafından İstanbul ve Mekke’nin fethini niçin kutladığımız sorulmaktadır. Fetih huzur ve barış getirmektedir. İstanbul ve Mekke’nin fethinden korkan insanlarımız var. Fetih özgürlük ve adalet getirmiştir. Bizler fetih ettiğimiz yerlere barış ve huzur götürdük.”
GENÇLİK BOŞ İŞLER PEŞİNDE
Milli ve manevi değerleri olmayan nesiller yetiştirilmek isteniyor. Boş şeylerle vakit geçiren, cinsellik peşinde koşan gençlik yetiştirilmek isteniyor. Bugünün gençlerine bakıldığı zaman boş işler peşinde koştukları görülmektedir.” Suna’nın konuşmasının ardından dua ve Kur’an-ı Kerim okundu. Konuşma sonrasında ise “Mekke’nin fethi” anlatıldı.
MEKKE’NİN FETHİ
Allah (c.c.) bir ayette şöyle buyurmaktadır:
Allah içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak, kendileri için beğenip seçtiği İslâm dinini tatbik etme gücü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir. Çünkü onlar, yalnız Bana ibadet edip hiçbir şeyi Bana şerik yapmazlar. Artık bundan sonra kim küfrana saparsa, işte onlar yoldan çıkıp Allah’a karşı gelmiş olurlar.”
Burada bir cümle dikkatimizi çekmektedir: “Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi şimdiki mümileri de hakim kılacak…” Bunun çok çeşitli örnekleri vardır. En meşhur örneklerinden biri Hz. Musa’nın Firavun’un iktidarını devirip yerine yepyeni bir medeniyet kurmasıdır.
Allah (c.c.) bu konuda Kasas suresinin başında şunu haber vermektedir:
Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.”
Firavunlar, dünyanın görünüşteki hakim güçleri sürekli bu saltanatın devam edeceğini sanırlar. Hatta bazen inananlar da bunun böyle olduğunu sanarak büsbütün ümitlerini kaybedebilirler. Ancak Allah (c.c.) hemen akabindeki ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.”
Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân’a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).”
Allah (c.c.) devam eden ayetlerde Hz. Musa’nın başından geçen ibretli kıssaları öz ve veciz bir şekilde anlattıktan sonra asıl maksada sözü getirip şöyle buyurmaktadır:
“Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme’ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.”
En sonunda da doğrudan Peygamberimize (s.a.v.) hitab ederek şöyle buyurmaktadır:
(Resûlüm!) Kur’an’ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.”
Muş`un Sesi Gazetesi


